Haz 25

GÜVERCİNLERDE TÜY DÖKÜMÜ

2016-06-23 11-30-42

GÜVERCİNLERDE TÜY DÖKÜMÜ

Tüy dökümü dönemi güvercinin yaşam kalitesini belirleyen en önemli etkenlerden biridir. İnsanlarda ki saç dökülmesine benzer bir olay kuşlarda tüy dökülmesi şeklinde vardır ki tüy yenileme güvercinin ömrü boyunca sürekli olarak devam eder. Hemen hemen her gün nasıl ki insanların saçları dökülüp yerine yenileri geliyor ise kuşlarda da durum aynıdır. Fakat güvercinlerde ayrıca Ağustos ayının sonralarında başlayan ve Kasım ayı sonuna kadar devam eden yoğun tüy değiştirme dönemi vardır. Bu dönemde güvercinler baştan aşağıya yeninden giyinirler.

kanat2

İyi bir tüy döküm sezonu ilerideki başarılı bir yarış sezonu için ve üretim dönemi için gereklidir. Düzgün bir tüy dökümü ve mükemmel yeni tüyler güvercinlerin iyi bakımının, sağlıklarının işaretleridir. Kuşlar çok kısa bir süre içinde tüylerinin tümünü yenilemek zorundadır. Tüy dökümünün normal düzeni, öncelikle boyun tüyleri, sağrı ve arka kanat, gövde, sonra nihayet kuyruk. Güvercinlerin bu dönemi başarılı bir şekilde geçirmeleri için 4 önemli nokta vardır; bunlar:

  1. Dinlenme: Tüy dökümü sezonunu sorunsuz tamamlamak için güvercinlerin performans, yavru yetiştirmeleri gibi faaliyetlerine ağustos ayı itibariyle son verilip, kasım ayı sonuna dek ara verilmesi tüy kalitelerini olumlu etkiler.
  2. Sağlık: İyi bir tüy dönemi geçiren güvercinler sağlıklı, sağlıklı güvercinler de iyi bir tüy dönemi geçirebilir. Yeni tüy büyümesini olumsuz etkileyecek ilaçlar vardır. Tüy dökümü sırasında kullanılacak ilaçların güvercinlerin tüy dökümüne zarar verip-vermeyeceğini öğrenmek gerekir; gerekirse tüy dökümü sezonunun sonuna kadar beklemek gerekir. Özellikle bazı iç parazit preparatları tüy dökme üzerinde kötü bir etkiye sahip olabilir.
  3. Beslenme: Güvercin tüylerin yenilenmesi için tüm hammaddeyi yediği gıdalardan alır, dolayısıyla tüy dökme sırasında büyük miktarda protein içeren baklagilleri biraz daha yüksek içerik (yüzde otuz) ile kullanmalıyız. Proteinler yeni tüyler oluşturulması için en önemli hammaddedir. Yağlı tohumlar da tüy dökme sırasında yararlıdır.
  4. Banyolar: Güvercinler tüy sezonu yılın herhangi bir zamandan daha fazla yıkanmak isterler. Yeni çıkan kalın tüy kökleri, dökülen pullar kuşları rahatsız eder; kaşıntılı hissettirir; güvercinler sürekli tüylere çeki düzen vermeye çabalar; banyo onların bu rahatsızlıklarından arınmaları, kendilerine çeki düzen vermelerine olanak sunar. Güvercinler en az haftada bir kez banyo olmalıdır. Banyodan yararlanan kuşlar kendilerini belli ederler. Banyo sularına her zaman olduğu gibi bu dönemde de sirke konulması yarar sağlar.

 banyo

Yukarıda belirtilen 4 önemli maddeye dikkat edilirse başarılı bir tüy dönemi geçirilebilir. Ayrıca tüy döneminde güvercinlere güvercinler için üretilen multivitamin desteği de sağlanmalıdır. Bir diğer önemli konu ise şudur: Tüy dökümü döneminde salmalarda ve kümeslerde her zamankinden daha fazla toz ve her zamankinden daha fazla tüy oluşmaktadır. Bu toz ve tüyler hem güvercinler için hem de yetiştiriciler için özellikle solunum yolu hastalıklarına davetiye çıkarmaktadır. Bundan dolayı salmaların ve kümeslerin en az haftada bir defa temizlenmesi gerekmektedir. Kümesler ve salmalar önce dezenfektan ürünleri ile nemlendirilir ardından gerekli süpürme işlemi yapılır. Daha sonra pürmüz ile küçük tüyler ve kalan tozlar yakılarak yok edilir son olarak ise tulumba vasıtasıyla gerekli dezenfekte işlemi tekrarlanır.

pürmüz

 

Haz 24

ORNITHOSIS

ornithosis_1

ORNITHOSIS (GÖZ NEZLESİ)

Güvercinlerde ve diğer kanatlı türlerde yoğun bir biçimde görülen hastalıktır. Semptomlar güvercinin tek bir gözünde olduğundan dolayı “One Eye Cold” olarak da bilinir. Yine yetiştiriciler arasında yaygın olarak kullanılan bir diğer ismi de “Göz Nezlesi” dir. Ornithosis bilindiğinin aksine gözlerle ilgili bir hastalık değil üst solunum yolları hastalıklarındandır.

Chlamydia Psittaci isimli bakterinden kaynaklanan bu hastalık kuşlarda tüy kabartma, gözlerde ve burun çevresinde akıntılar, kayıtsız kalma, nefes alıp verirken zorlanma gibi belirtiler gösterir. En fazla gözlenen durum özellikle tek göz bölgesinde kızarıklık ve sulanmadır.  Gözdeki yaşarma ve akıntı mikropludur ve mikrobun etrafa bulaşmasına yol açar. Bazı durumlarda gözdeki enfeksiyon körlük ile sonuçlanabilir.  Kuşların mikrop taşıyan göz akıntıları salmalarımızın içinde bulaşmaya neden olurlar. Mikrop salma içindeki güvercin tozu dediğimiz beyaz toza bulaşarak taşınır. Solunum yolu ile diğer kuşlara geçer. Hasta kuşlarla aynı banyo suyunda yıkanan diğer kuşlar hastalığı kapabilirler. 

ornithosis_2
Bu hastalığın önemli bir özelliği insana da bulaşmasıdır. Bu nedenden dolayı her zaman salma ve kümeslere girerken mutlaka koruyucu maske kullanılmalıdır.

Bakteri kökenli bir hastalık olduğu için antibiyotiklerle başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Antibiyotik uygulaması oldukça olumlu sonuçlanmaktadır. Çeşitli antibiyotikler bu amaçla kullanılabilir. Bu hastalık için yurt dışı üretilen ithal ilaçlar vardır. Bu ilaçların başında Ornispecial Mix gelmektedir. Fakat bu anlamda ülkemiz de bir üretim yoktur ve bu ilaçların merdiven altı üretimleri oldukça yaygındır. Orijinal ilaç almak için güvenilir satılıcıları bulmak gerekmektredir. Ornithosis tedavisinde kullanılan ilaçlarda yaygın olarak Chlortetracyline ve Doxycyline etken maddesi bulunmaktadır. Bu maddeleri içeren insan sağlığında kullanılan ilaçlarda uygun dozaj ayarlanarak bu hastalığın tedavisinde kullanılabilir.

ornispecialmix

Ayrıca kuşların multivitamin takviyesine gereksinimleri vardır. Tedavi sırasında kuşların kalsiyum kaynaklarından ( grit taşları, gaga taşları vb)  uzak tutulması gerekmektedir. Çünkü kalsiyum Chlortetracyline’nin ve Doxycyline’nin etkisini azaltmaktadır.

Beşeri ilaçlar da bu hastalığın tedavisinde kullanılabilir. Örneğin Doxycline etken maddeli MACROL 125 mg/5 ml ya da Tetradox 100mg kapsül tercih edilebilir. Bu ilaçları kullanırken doz aşımına dikkat edilmelidir. 2 litre içme suyuna bir çay kaşığı Macrol ya da 2 kapsül tetradox uygulanabilir. Su her gün tazelenmelidir. Tedavi süresi 5-10 arasındadır. Beşeri göz damlalarından tobrased isimli damlada kullanılabilir.

Yine bu hastalık için etkili bir veteriner ilacı olan Hipradoxi-S te çoğu zaman etkili sonuç vermektedir. Hipradoxi-S hasta olan kuşun ağzına 3 damla gözede bir damla şeklinde uygulabilir.

Hiprodoxi-S

Yine bu hastalığın tedavisinde kullanılabilecek bir diğer veterine ilaçta Baytril %10 dur. Baytril %10 uzun süreli kullanılması tavsiye edilmez.

MEHMET HOCA

24.06.2016

Haz 20

GÜVERCİNLERDE ÇİÇEK (POX) HASTALIĞI VE TEDAVİSİ

ÇİÇEK POX

ÇİÇEK (POX)

Güvercin ırklarında sıklıkla görülen viral bir hastalıktır. Çiçek hastalığı, her yaşta ve her cinste güvercinde görülen, irinli kabarcıklar dökerek özellikle gaga ve baş bölgesinde siğil görünümüme benzer yapılar oluşmasını sağlayan, ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalıktır. Variola da denir.

Virüs kökenli bir hastalık olduğu için tedavisinde kesinlikle antibiyotik kullanılmaz. Direk virüse etkili ilaç yoktur. Güvercin kendi savunma mekanizmasıyla virüse karşı koyacaktır. Çiçeğin etkeni Poxvirus grubundan bir virüstür (Çiçek virüsü); hastalık yaralarının içinde bulunur. Virüs kuşların birbirine teması ile kuştan kuşa bulaşabilir. Yine bu virüsün hızlı bir şekilde yayılmasına sebep olan başka bir etmende sineklerdir. Özellikle yaz aylarında görülen ve halk arasında at sineği de denilen sinek türü literatürdeki ismi ile “Hippobosca equina” bu hastalığın yayılmasına çok büyük etki eder.  Yine yetiştiricilerin dikkatsizliğinden kaynaklanan sebeplerden de hastalık yayılma gösterir. Çiçek olmuş bir güvercine dokunduktan sonra mutlaka eller etkili bir dezenfektan ile yıkanmalıdır.

at sineği

Yukarıda da belirtiğim üzere bu hastalığın etkin bir tedavisi yoktur. Çiçek hastalığı özellikle bağışıklık sistemi gelişmemiş yavrularda çok yaygın bir biçimde görülür. Yavruların gaga ve baş çevresinde, ayaklarında ve popo çevresinde sürekli olarak siğil benzeri yapılar ortaya çıkar. Bu durumdaki bir güvercin gerçekten çok kötü bir görüntüye sahiptir. Kuşlara bu hastalığın bulaşmaması için mutlaka Pox Aşısı yapılmalıdır ki bu aşı kuşu ömrünün sonuna kadar pox virüsüne karşı koruyacaktır.

WEB1

Kümeste bu hastalığın görülmesi halinde yapılacak ilk iş tespit edilen hasta kuşlar direk olarak ayrılarak karantina altına alınmalıdır. Çiçek (pox) hastalığına yakalan bir kuş hastalığı atlatması halinde ömrünün sonuna kadar bir kez daha bu hastalığa yakalanmayacaktır. Hasta kuş diğer kuşlardan uzak bir alanda karantinaya alındıktan sonra içme suyuna Vücudu desteklemek için iyi kaliteli, ağız, yutak, yemek borusunda hasarı artırmayacak yemler seçilir. Arpa gibi kılçıklı tahıllar verilmez. Vitamin, mineral ve probiyotik verilir. Özelikle A vitamini verilmesi yararlıdır.

BAKIR SÜLFAT VE POTASYUM

Hastalığın tedavisinde gerekli vitamin desteği ile birlikte çiçek görülen bölgelere iyot içerikli ürünler sürülmelidir. Kabuklar pensle uygun şekilde kanatmadan az hasarla uzaklaştırılır ve lezyonlu bölgelere veteriner hekimlerin önereceği uygun iyotlu antiseptikler uygulanır. Çiçek lezyonlarının üzerine halk arasında gök taşı ve bordo bulamacı olarak da bilinen Bakır sülfat çözeltisi kulak temizleme çubuğu ile sürülür. Bir diğer etki tedavi seçeneğinde “Potasyum Permanganat” çözeltisinin yine kulak temizleme çubuğu ile lezyonların üzerine sürülmesidir.

Potasyum Permanganat etli bir antiseptik olup bir çok alanda kullanılmaktadır. Zirai ilaç satan işletmelerden temin edilebilir.

Potasyum Permanganat Kullanım Alanları

  • Akrep sokmasında
  • Böcek ısırmasında ve böcek sokmalarında
  • Cilt antisepsisi oluştuğunda
  • Ciltte mantar enfeksiyonu oluştuğunda
  • Dermatit belirtilerde
  • Cilde dezenfeksiyon amacıyla
  • Egzema belirtilerinin giderilmesinde
  • Yara bakımında
  • Yılan sokmasında
  • Akvaryumları ve havuzları berraklaştırması için
  • Tarım da
  • Salyangozları ve parazitleri öldürerek oluşan bitkilerin dezenfekte edilmesi için
  • Fotoğrafçılık sektöründe ağartma banyosunda
  • Boya sanayinde.

MEHMET HOCA

20.06.2016

Haz 17

TRICHOMONIASIS (CANKER-PEYNİRLEME-PAMUKÇUK)

Trichomoniasis

TRICHOMONIASIS (CANKER-PEYNİRLEME-PAMUKÇUK)

Son yıllarda özellikle yavru kuşlarda görülen ve gittikçe yaygınlaşan bir hastalıktır.  Yetiştiricilerin özellikle yaz aylarında kümeslerde sıklıkla karşılaştığı ve tedavi edilmediği taktirde kuşların ölümüne sebep olan bir hastalıktır.

Trichomoniasis kısa ismi ile Trichomonas  hastalığı tek hücreli mikroskopik  kapçılı bir protozoa olan Trichomonas Gallinae isimli bakterinin meydana getirdiği bir hastalıktır. Hareketli olan bu protozoa kuşun boğazından alınan peynirimsi yapı mikroskopta incelendiğinde rahatlıkla görülebilir. Sadece ülkemize özgü bir kanatlı hastalığı değildir dünyanın bir çok yerinde doğada ya da kümes ortamında beslenen kanatlılarda görülebilen bir parazittir. Bu parazitin ortaya çıkışını tetikleyen temel etmen kümeslerin yeteri kadar hava almaması, havanın aşırı derecede ısınması ve dezenfekte edilmeyen kümes ortamıdır. Bulaşıcı bir hastalık olup hızlı bir şekilde yayılabilir. Buna rağmen hayvandaki vücut direnci bu hastalığın etkili olabilmesi için çok büyük önem taşır. Bulaşıcı bir hastalık olmasına rağmen aynı yuvada büyüyen iki yavrudan birinde etkili olur iken diğerinde etkili olamayabilir.

BULAŞMA

  • Ebeveynlerin çiftleşmeleriyle bulaşma,
  • Ebeveynlerin yavruları beslemesi sırasında kursak içeriğiyle ve direk ağız içinden bulaşma,
  • Enfekte ebeveynlerin kursak içeriğinin yuvaya oradan da  yavruların göbek kordonuna bulaşmasıyla
  • Enfekte kuşlarla ve/veya portör direk temas ( nakil , satış yerinde,şov  sırasında , barınaklar vb )
  • Bulaşık içme sularının içilmesiyle , ağız içi salyaları ile içme suları kontamine olur.
  • Dışkı ile çıkarılan etkenlerin yeme bulaşması ve bu yemlerin yenilmesiyle

Yukarıda da belirtiğim gibi yetişkin güvercinler bu protozoa ile enfekte olduğu halde hiö bir belirti göstermeyebilir.  Güvercinin vücut direnci yüksek olduğu için bu parazit yoğun bir şekilde etki gösteremez fakat var olmaya ve yaşamını kuşun vücudunda sürdürmeye devam eder. Ta ki kuş ağır bir stres altına girdiğinde ya da başka bir hastalığa yakalandığında ve vücut direnci düştüğünde Trichomonas ortaya çıkarak kendini gösterir. Özellikle tüy döneminde güvercinler aşırı stresli ve hastalıklara açıktırlar bu dönemde sıklıkla ortaya çıkan bir hastalıktır.

Trichomoniasis 2

HASTALIĞIN TEŞHİSİ VE BULGULAR

Hastalığın teşhisindeki en önemli yol  yavru ya da yetişkin güvercinlerde yapılacak gırtlak kontrolüdür. Eğer gırtlakta peynirimsi bir yapı görürseniz bu hastalığın kuşta etkin olduğunu göstermektedir. Bu hastalığa yakalan kuşta gırtlak yolu tıkandığı için beslenmesi güçleşir yemeye çalıştığı ya da ebeveynlerin kustuğu besin gırtlaktan geçemez. Bir diğer önemli belirti kuşun ağzındaki iğrenç kokudur fakat bu koku kursak mantarına yakalanmış kuşlarda da görülmektedir.

TEDAVİ

                Tedavisi kolaylıkla yapılabilen bir hastalıktır. Bu konuda etkili olan metronidazole etken maddesine sahip beşeri ilaçlar ve güvercinler için üretilmiş ilaçlar kullanılabilir.  Beşeri ilaçlar içinde etki bir ilaç olan 250 mg lık Nidazol tablet kullanılabilir. Kullanımı kısaca şu şekildedir. Gırtlaktaki peynirimsi yapı batikona batırılmış kulak temizleme çubuğu ile temizlenir. Burada dikkat edilecek husus şudur; oluşan peynirimsi yapıyı tek seferde tamamen temizlemeye çalışılmamalıdır. Her gün az az temizlenmesi uygun olandır, peynirimsi yapı tek seferde çıkarılmaya çalışıldığında kanama başlayacak ve kuş kan kaybından hayatını kaybedecektir. Gırtlakta gerekli temizleme işlemi yapıldıktan sonra Nidazol 250 mg  tabletin yarısı bölünerek kuşa yutturulur. Tedavi duruma göre 4 ya da 5 gün süre ile tamamlanır. Tedavi sürecinde kuşa gerekli besin takviyesi mutlaka yapılmalıdır.

Başka bir tedavi yöntemi ise güvercinler için üretilen ilaçları kullanmaktır. Bu ilaçlar maalesef ülkemizde üretilmemekle birlikte ithal getirilen ilaçların birçoğu da sahtedir. Bundan dolayı satın alır iken güvenilirliği yüksek kişiler tercih edilmelidir.

Bu ilaçların ismi şöyledir:

  • Ronidazole %40 (Etkili ve bireysel olarak test ettiğim bir ilaçtır.
  • Carnidazole (tablet formundadır)
  • Dimetridazole (Etkili bir ilaçtır doz aşımına dikkat edilmesi gerekir)

HASTALIKLA İLGİLİ VİDEOLU ANLATIM

Youtube Kanalımı Ziyaret İçin

https://www.youtube.com/c/mehmethocam

  MEHMET HOCA

     18.06.2016

Haz 16

POSTA GÜVERCİNLERİ NASIL YÖN BULUR

posta güvercini

POSTA GÜVERCİNLERİ NASIL YÖN BULUYOR

Posta güvercinleri bir evin çatısına alıştırıldıklarında çok uzak mesafelerden serbest bırakılsalar, hatta serbest bırakıldıkları yer daha önceden hiç tanımadıkları bir bölge olsa bile, nasıl olup da her defasında yuvalarına hatasızsa dönebilirler?
Bir insan bile daha önce hiç bulunmadığı bir yerden evine ulaşmak için mutlaka başkalarının yardımına ihtiyaç duyarken, bu konuda güvercinleri insanlardan üstün kılan özellik nedir?

 

Bilimsel adı Columba livia olan güvercinler, yüzyıllar boyunca güçlü yön bulma yetenekleri sayesinde insanlara hizmet etmişlerdir. Güvercinlerin, 1150 yılında Bağdat’ta mesaj iletme amaçlı kullanıldığı, dünyaca ünlü Reuters haber ajansının kurucusu Paul Reuter’in 1850’de Belçika’nın Brüksel kenti ile Almanya’nın Aachen kenti arasında, 45 güvercinden oluşan bir filo ile haber ve borsa tahvil fiyatlarını dağıttığı bilinmektedir. İşte bilim adamlarını bu canlıları incelemeye yönelten de bu özel yetenek olmuştur. On yıllar boyunca süren çalışmalar sonucunda güvercinlerin evlerinin yolunu tekrar nasıl bulabildikleri sorusunun cevabı, yakın zamanda yapılan araştırmalar sonucunda bulunmuş ve bu muhteşem canlıların manyetik alanları algılama yeteneğine sahip oldukları anlaşılmıştır. Üstelik güvercinleri her seferinde şaşmaz bir doğrulukla yuvalarına ulaştıran manyetik algılama sisteminin, bu kuşun birkaç cm boyutundaki gagasında saklı bulunduğu keşfedilmiştir. 

GÜVERCİN GAGASINDAKİ MANYETİK KONUMLANDIRMA SİSTEM

Güvercinin gagası, Almanya Hamburg’da bulunan HASYLAB senkrotron (elektronları ışık hızına yakın bir hıza çıkan özel bir parçacık hızlandırıcı) laboratuvarlarında bilim adamları tarafından oldukça ayrıntılı bir biçimde incelenmiş, yapılan araştırmalarda şu sonuçlar elde edilmiştir:

 

Güvercinlerin üst gagasını kaplayan derinin duyusal sinir hücresine giden ince liflerinde (dendritlerinde) demir içeren maghemit ve manyetit parçacıklara sahip olduğu bulunmuştur.

Dendritler üç boyutlu ve oldukça kompleks bir yapıya sahiptir. Dünya’nın dış manyetik alanına çok duyarlı olan, özel yaratılmış bu alıcılar, manyetik alanda meydana gelen değişikliği üç bileşeni ile ayrı ayrı analiz ederek elde ettiği verilere göre yönlendirme yapar.


Bu biçimde Dünya’nın manyetik alanıyla etkileşim sağlayan manyetitli hücreler algıladığı verileri sinirlere iletir, sinirler ise bunları elektrik sinyallerine çevirerek beyne yorumlaması için gönderir.

İşte, güvercinin yapısındaki tüm sistemlerin birbiri ile, mükemmel bir uyum içinde çalışması sayesinde kuş binlerce kilometre uzaklıktaki evinin konumunu şaşmaz bir hesapla tayin edebilir. İnsanların, güvercinin ilk yaratıldığı günden beri sahip olduğu bu sistemin benzerini yapabilmeleri ise çok uzun süren araştırmalar sonucunda mümkün olmuş ve üç eksenli manyetometreler (Manyetik momentleri ve manyetik alanların momentlerini ölçmeye, karşılaştırmaya yarayan aygıt) yapılabilmiştir. Gaganın yapısındaki mükemmel detayı şuursuz atomların bir araya gelerek yapamayacağı ise çok açık bir gerçektir. Kuşkusuz gaganın sahip olduğu kusursuz detay, Yüce Allah’ın üstün aklının ve yaratma sanatının delillerinden yalnızca biridir.

 

GÜVERCİNİN GAGASINDAKİ MÜKEMMEL DETAY


Bilim adamları güvercinin gagasını farklı ışık ve elektron mikroskopları altında incelemişlerdir. Yaptıkları araştırma sonucunda elde ettikleri bulgular mükemmel bir detayın varlığını ortaya koymuştur. Peki bilim adamlarını hayrete düşüren bu detaylar nelerdir?

Columba livia isimli posta güvercininin üst gagası 5 mikron (mikron, milimetrenin binde biri) çaplı ve süper mıknatıs özelliğine sahip manyetit (SPM) kristaller içerir.
Bu kristaller (SPM nanokristalleri) yaklaşık olarak 1-2 mikron çaplı demetler şeklinde toplanmışlardır. Her manyetik SPM demeti, hücrenin yüzeyine açılan lif kutucuklarına gömülüdür ve bu kutucuklar sayesinde manyetik demetler hassas bir şekilde sinir liflerine yapışırlar. Gaganın içinde, manyetik özellikleri olan demetlere ek olarak, ikinci bir inorganik yapı keşfedilmiştir: Bu, uzun bir sinir lifinin sonlandığı yerde bulunan nano kristal yapıdaki demir-fosfat tabakadır. (500 nm (nanometre) uzunluk ve genişlikte, en fazla 100 nm kalınlıktadır) Sinir liflerinin ucunda bulunan bu demir-fosfat tabakaların anatomik özellikleri incelendiğinde, kuşların Düny’anın manyetik şiddetinde meydana gelen en küçük değişiklikleri bile hissetmelerini sağladıkları anlaşılmıştır.

Buraya kadar anlatılan ve insanın anlamakta dahi güçlük çektiği detaylar, güvercinin gagasına yerleştirilmiştir. Üstelik bunlar sadece buraya yerleştirilmekle kalmamış aynı zamanda birçok kompleks işlem sayesinde işlev de kazanmışlardır. Bu işlev o kadar hassastır ki sinir uçlarının anatomik özellikleri Dünya’nın manyetik alanındaki en küçük şiddetteki değişiklikleri dahi ortaya çıkarabilecek niteliktedir. Güvercinin gagasındaki bu detayların derinlemesine düşünülmesi, bunların elbette kendi kendine oluşamayacağını evrimcilerin iddia ettiği gibi kör tesadüflerin böyle mükemmel bir sistem meydana getiremeyeceklerini açıkça ortaya koyar. Aksine ince hesaplar ve detaylar bunun üstün bir aklın eseri olduğunu kanıtlar. Bu eşsiz aklın sahibi ise alemlerin Rabbi olan Yüce Allah’tır. Rabbimiz bir Kuran ayetinde bu gerçeği şöyle haber vermiştir:

“Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır.” (Casiye Suresi, 4)

Evrimcilerin Tesadüf İddiası Tamamen Çökmüştür.Güvercine üstün bir konumlandırma yeteneği sağlayan manyetik algılama sistemi, bu sistemin birbiri ile tam bir uyum içinde çalışması, küçücük gaga içinde saklı olan mükemmel detaylar hiçbir şuuru olmayan tesadüflerin eseri olamaz. Tesadüflerin evrimcilerin iddia ettiği gibi böylesi muhteşem bir yapıya sahip güvercini meydana getirmesi, bu güvercine mükemmel fizyolojik sistemler eklemesi, manyetitli hücreler yerleştirip kusursuz bir duyu sistemi oluşturması mümkün değildir. İnsanların uzun yıllar boyunca uğraşarak bir benzerini elde edemedikleri bu sistemi, güvercinler sonsuz bilgi ve kudret sahibi Yüce Allah’ın onlara bahşetmesi ile ilk yaratıldıkları günden beri kullanmaktadırlar. Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah tüm kainatın sahibi olduğunu ve dilemesi ile tüm kainatı bir anda yaratıp, ona kusursuz bir düzen verdiğini bir Kuran ayetinde şöyle bildirmektedir:

“Göklerin ve yerin mülkü O’nundur; çocuk edinmemiştir. O’na mülkünde ortak yoktur, her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir.” (Furkan Suresi, 2)

“Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a tevekkül ettim. O’nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.)” (Hud Suresi, 56)

Güvercin Gagaları Teknolojiye İlham Kaynağı Oluyor

Bilim adamları güvercinin gagasındaki muhteşem sistemin benzerinin teknoloji alanındaki kullanımının büyük kolaylıklara yol açacağını belirtmekteler. Manyetik algılama sisteminin bir benzerinin yapılması durumunda:

Doktorlar ilaçları vücutta sadece hedeflenen noktaya ulaştırabilirler.

Yeni bilgi depolama cihazlarına destek verilebilir.

Uçaklarda ve uzay mekiklerinde bulunan manyetometrelerin boyutları küçültülebilir.

Ancak bunlar şu anda sadece hayal edilebilecek düzeydeki teknolojik imkanlardır. Çünkü bilim adamları manyetik alıcıları keşfetmiş olsalar da, bu son derece hassas alıcıları nasıl üreteceklerini bilememektedirler. Oysa ki küçücük bir kuş olan posta güvercini milyonlarca yıldan beri Yüce Allah’ın eşsiz yaratışı ile bu son derece hassas algılayıcılara doğdukları andan itibaren sahiptir. Frankfurt Üniversitesi’nden bir bilim adamı insanın, Yüce Allah’ın yaratma sanatı karşısındaki acizliğini şöyle ifade etmektedir:

“Kuşlar bu parçacıkları milyonlarca yıldan beri üretiyor olmasına rağmen, bunların kullanımından fayda elde etmek isteyen bilim adamları için esas problem, bu parçacıkların teknik üretimi olacaktır

Haz 15

DOLAPÇI

dolapci-guvercin

Dolapçı Güvercin

Dolapçı güvercin, ülkemizde çoğu bölgede dönek olarak ta anılan bir güvercin ırkıdır. Ancak Denizli şehrimizde bunlar dolapçı ve dönek olarak ayrılır. Dolapçı denilen güvercin ırkı döneklere göre daha kısa boylu ve kısa bacaklıdır. Döneklere göre daha dik duruşlu olurlar. Her renkte olabilen dolapçı ırkının gaga rengi de kuşun rengine göre değişebilir. Fakat siyah dolapçı güvercin beyaz ya da siyah gaga rengine sahip olabilir. Göz renkleri de her renkte olabilir. Erkekler her zaman kanatlarını kuyruklarının üzerinde taşır, dişilerde ise kuyruk altında taşıyanlar olabilir. Kuyruk sayısı genellikle 14 olurken, bazen 16 olabilir. Dolapçı güvercinde mutlaka kuyruk düzeni aranmaktadır. Özellikle kuyruk üstü yağ bezesi olmayan kuşlardan daha iyi sonuç alınacağı düşünülür. Sağlıkları yerinde olan dolapçılar, oldukça iyi bakıcıdır.

Dolapçı güvercin kümesine sadık olmalı

Bu güvercin ırkı iyi bir grup uçucusudur. Grup sadece bu güvercinlerden oluşursa, kümesin üzerinden ayrılmadan düzen içinde hafif dağılarak hızlı bir şekilde havaya yükselirler. Havada fazla dağılmadan uçarlar. Kanat atışları daha sert olur. İyi bir dolapçı güvercini kümesine sadık kalmalıdır. Ne kadar yüksekten uçuyor olsa da, kümesteki parıltıyı gördüğünde, hemen burun üzeri kanatları tam açık olarak spiraller çizip hızlı bir şekilde kümesin olduğu yere dalar. Spirallerin dar ve hızlı olması beğenilen bir durumdur. Bunlar seri dolap olarak tanımlanır. Spiralleri geniş olan ve yavaşça alçalanlar fırtıkçı olarak tanımlanır. Bunlar fazla beğenilmez. Bu ırklar kelebek dalışından daha seri şekilde ve hızlı bir dalış yaparak alçalır. Spiralleri takip ederek, açı ve yükseklik tercihi yapmazlar.

Dolapçı ırkı ürkek bir yapıya sahiptir. Yavrularını uçuşa alıştırma döneminde takip edilmeleri gerekir. Yavrular gruplarla birlikte alıştırılırsa, daha iyi uyum sağlarlar. Başka gruplarla çarpışmadan deneyim yaşayan yavrular güvenilir bir uçucu olur. Dolapçı güvercinin en beğenilen renkleri arasında yamalı, süt beyaz, akkuyruk ve çil bulunmaktadır.

Dolapçı güvercinlerinin yetiştirilmesi

Öncelikle kuşların barınağına özen gösterilmelidir. Yetersiz havalandırmadan kaçınılmalıdır. Soğuktan korunarak, kümeslerin havalandırılmasına özen gösterilmelidir. Bu şekilde hava akımı ve nem kuşlara zarar verecektir. Özellikle tüneklere hava akımının gelmemesi gerekir. Havalandırma bacalarının olması da, dışkıdan kaynaklanan amonyak ve nemin atılmasını sağlar. Kümesler güney ve güneydoğuya bakarsa daha iyi olur. Kümesin altı beton olursa, yıkanarak dışkıların temizlenmesi de kolay olur. Altına kireç ve kuru kum karışımı da konuşabilir. Ancak bunun belirli zamanlarda değişimi sağlanmalıdır. Arzu edilirse kalın buğday sapı da altlık olarak kullanılabilir. Bunlar ıslandığında ve kirlendiğinde değiştirilmelidir. Kümesin büyüklüğü ise, içerdeki kuşların sayısına uygun olmalıdır. Çiftlerin kalacağı bölmelerin olması da gerekir. Her çifte yuvalık, her kuşa da tünek bulundurulmalıdır. Bölmelerde kuşlardan fazla tünek olmalıdır.

Dolapçı güvercinlerin kafeslerinde diğer türlerde olduğu gibi her zaman temiz su olmalı, karbonhidrat, protein, vitamin, yağ ve minerallerden zengin yemlerle beslenmeleri gerekir. Yemlerde olan danelerin çimlenme özelliğini kaybetmemesi gerekir. Yemlerin ölçüleri kuşların ağırlığına göre ayarlanmalı,, yavru döneminde daha fazla su ve yem verilmelidir.

Haz 14

ŞEKERİ KANAT YENİCE